Yöresel Sözcükler (113)
Yeni Sözcükler önermek istyorsanız buraya tıklayınız!
- aba: Anne
- ağ: Baba / Ağbey
- aha: işte, burada.
- ahacık: Dikkati çok yakın bir noktaya çekmek.
- alamaç: Hızlı yanan alev.
- alaşa: çok konuşan, olur almaz şeylere karışan.
- annaç: Karşılık.
- arhaç: ağıl, dağ sırtlarında davarların yattığı yer.
- arhaz: Dilsiz, sağır.
- atgı: Ekin destelerini yüklemek için kullanılan tarım aleti
- baldırcan: patlıcan.
- başangı: Yaramaz, haylaz.
- bayahtan: Az öne
- belkit: Belki
- bibi: Hala
- bıçgı: Testere
- bıldır: geçen yıl
- börtlemek: ekşimek
- bürgü: başörtüsü
- buymak: çok üşümek
- çabıt: bez parçası
- çalkamaç: ayran
- carcur: şarjör
- çebiş: 1 yaşındaki keçi yavrusu
- çemremek: kolunu veya paçalarını sıvamak
- cıl: Ekin sapı
- cımcılık: Yaş, ıslak
- çınçık: cam, porselen gibi seylerin küçük kırık parçaları
- çingi: kıvılcım
- çinik: Buğday ölçme aleti ( yarım gaz tenekesi )
- ciraat: irin
- cırcır: fermuar
- cücük: civciv
- deşirici: dilenci
- dilmek: yarmak
- direşmek: Sözünden veya kararından dönmemek
- ditmek: parçalara ayırmak
- dölek: düzgün, doğru
- duluk: yüz
- ebe: babaanne, anneanne
- eke: deneyimli, olgun
- el: başkaları
- ellahim: sanırım
- emlemek: ilaç sarmak
- essah: doğru, gerçek
- evraaç: ekmek pişirmekte kullanılan 1.5 m. yassı çubuk
- gebe: karnı şiş olan
- gevmek: ağızda katı bir şey çiğnemek
- gırmızı: Domates
- gıt: az, yetersiz
- göbelek: yenilen mantar
- gubarmak: bağırarak üzerine gitmek
- gullap goşmak: Lakap takmak
- gullep: demir menteşe
- helik: duvar örülürken büyük taşların arasına konulan küçük taşlar
- helke: bakraç, kova
- herif: Erkek
- hışır: buğday, arpa, çavdar sapı
- ıcıh: biraz
- ille: muhakkak
- ipti: ilk önce
- it: Köpek
- kah: kimi vakit
- karakmak: susamak
- keskenmek: elini kaldırıp vuracak gibi yapmak
- kömbe: özel günlerde yapılan bir tür ekmek
- lalik: terlik
- lavgar: çok konuşan
- malama: Ekinin yarı öğütülmüş yığını
- moğlak: anlaşılması güç, zayıf
- mohkem: Sağlam
- navaat: ne vakit
- özü dövmek: acımak, merhamet etmek
- peydahlamak: Ortaya çıkarmak
- pörtlek: (göz için) dışarıya doğru çıkmak
- pürçüklü: havuç
- saçkı: yufka ekmek yaparken tandırda yakmak için kullanılan yakacaklar
- sasımak: kokuşmak
- savak: saf, aptal
- savmak: göndermek
- savuşturmak: Yolcu etmek
- şibik: Köşe
- siftmek: kemiği etten ayırmak
- sındı: makas
- şişek: 1-2 yaş arasında koyun, kuzulama dönemine girmiş koyun
- şıvga: Ağaç sürgünleri
- sızgıt: kavrulmuş et
- soğuklamak: üşüterek hastalanmak
- sumsa: yumruk
- süraaç: Kapı kilitlemek için arkadan sürülen ağaç
- suvan: soğan
- süzek: süzgeç
- tat: dilsiz
- tebarik etmek: Bulmak veya elde etmek
- tınas: Ekinin öğütülmüş yığını
- tıngırdak: küçük can
- tıvga: bakımsızlıktan ileri gelen hastalık
- toklu başı: tarlalardan toplanan bir tür sebze
- toklu: 3 ay dan büyük 1yaşın dan küçük kuzu
- uğra: yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un
- ülü: hediye
- urupla: Buğday ölçme aleti ( küçük)
- üzlük: toptaktan yapılmış küçük kulpsuz çömlek
- yadırgı: yabancı
- yağlık: büyük mendil
- yeğni: hafif
- yuha / yufka: Ince
- yülümek: tıraş etmek
- yumuş: iş, hizmet buyruğu
- zaar: herhalde, kim bilir
- zıbarmak / gebermek: Ölmek ( kötü anlamda )
- alımını almak: yaptığından pişman olmak
- ayrıhsı: farklı, degişik, marjinal olan

